İDA KORAY FEYİZ
(Geçmiş Zaman)
Hınç taşlı küpeler, camın hükmü;
Kırılana kadarmış, sevişlerinin erkeği kalmak…
Surlar, kemerler, cepheler gördüm
Paris ve Helen! Taş çıkıntılıydı, yüzlerce oyuk
Çen çen, orgazm şart, kadınsı düet:
Zincir ve şan
Senin ıslaklığını kutsadım.
Şimdi o bendeki İda; dirilten sağanak
Hummada büyü.
Artemisia'nın okuyla yaralandım diyor kol ağzı
Ve yakası ölümsüzlük bağışlayan beyaz gömlek
Dişlerin, organların, kafaların birliği
Buraya taşıyor beni atımın sezgisi ve GPS
Saçlarının çatısında uyumak için
Limanlarına gireceğim, teknelerini sallayacağım.
Ağaçlar şemsiye çamlarıdır; armağanların, yaralı bir fil
İnsan tunç mızraklarıyla insan kalabilir, yere yıkılmış.
(Yakın Zaman)
Biberliğin, boşluğun ki bir kadının mutfağından geçerdim
Taze maydanozların körpe aynalarda esas duruşun,
Ya bunların hepsi kalacağım ya da hiçbiri.
(Son)
Sen, ormandaki gibi, düz ovada da barut
Yarıştırırsın: denizinin, varlığının
Yaptığı gibi -dokunmak, yaylım ateşi
Göğü tutan çığlıklarınla yırtılacaktır.
Ah yılgısı öfkeli kadın! ah Şiir'in kirpisi!
Ah küçük memeli, usu çevik kadın!
Uykuya, bir unutmaya, yönelmiş bu yolculuk…
Yorumlar
Yorum Gönder