LUCİFER’İN BARAKASI KORAY FEYİZ
EEG ve mızıka… Pazartesi de geçti. Konuş benimle
Siz, kimsesizliğin dibe kızışan yabanıl japonları
Sizde körleştim. Kayıp
Lenslerimi bulmak için tırmanıyorum şimdi
Basamaklarını anıların.
Köpeklerin Allahı; Lucifer!
Barakaya uzanan çayırlı topraklardır
Kalbim: -Masmavi bir tokadan dağılmaktadır
Saçım, başım, kirpiğim, bırak, kaybolayım
Farlarından akıyorum, bir nehir; -ağlamalarını hiçbir zaman
engelleyemeyeceği ikiz bebekleriyle doğuyor-
Homofobi. Ahlak tarantulası. Kör nokta. Kamera yoook!
-İçime konuştuydu; dikenli bir ot, sesimi çizdi.
Güneş, susuzluğum, susuzluk korkum! -Dur! istersen
Hiç yaşamadım diye düşün, inanma istersen, sürgüyü buldum
Kapı açık, aile köpeğimizi şeker hastası yaptık, genç bir haham
Tüfek, hartuç, tuz, kozmik intikam -yakala ve bitir- anladım
Sahte check-in, ben uyurken atılan tweetleri okumak,
Alabildiğine kâlp kırıklıkları ve ev ödevi: Gardiyan diyeti!
Pazartesi de geçti. Konuş benimle, bıçaklar;
Diken-sakallar gibidir, erkencidirler ve -oralarını kaşırlar-
Bir şey yok yaptıklarında açıklanamayan, hiçbir şey yok
Balık tutuyorlar, boru sesi eşliğinde ağlar, çelik yaylar
Dünya bir labirent!
Evler, bir tuğla ocağı, adlar…
Otel kayıtları, yüzler, pergel, pusula, haritada üçgenin kusursuzluğu.
Kemiklerimin ağırlığına rağmen bağladığım
Dalgalarıdır sevginin gemi yüzdürülecek kadar
Büyük odalarıyla epilepsi, istersen inanabilirsin
İstersen hiç yaşamadım diye düşün ve inanma istersen.
Yorumlar
Yorum Gönder